>
 
   
     
 
   
Mehmet BAYHAN Fotograf üzerine yazılar
Prof.Mehmet BAYHAN
 
          DERYA'NIN IŞIKLA BOYAMALARI...


          Işık, güzelim kıvılcımı tanrıların.

          Gerçekte, Beethoven'in ünlü bestesi 9. Senfoni'de, Schiller'in dizeleri "Sevinç, güzelim kıvılcımı tanrıların" diye başlar. Ama ışıkla sevinç özdeşleşir bazan. Prometheus'u anmadan da geçemeyiz herhalde. Ateşi tanrılardan çalıp ölümlülere veren. Onun özverisiyle sadece günaydınlığı ile yetinirken geceleri de ışığa kavuştu insanlar. Engin steplerde birbirlerine sokulup sıcaklıklarını algılayarak bedenlerinden çok ruhlarının ürpertisini yatıştırmaya çalışan kümeleri düşleyin. Uzaklarda yıldızlar göz kırpmakta, hayvanlar ulumaktadır. Eğer ortalarında yanan bir ateş varsa, ısıtan ve güven veren, kılıç dişli kaplanı uzak tutan, şöyle dikelip karanlıklara baktıklarında ötelerde de yanan ateşleri görüyorlarsa, korlara biraz daha sokulup bedenlerine yansıyan kızıllığında uykuya dalabilirler. Düşlerinde kuşlar gibi uçmayı umarak. Ya da sonraki nesiller için "karlı kayın ormanında sarı sıcak bir pencere" düşleyerek.. Büyük Şair sanki fotoğrafın renk bilgilerine dayanmaktadır, o ışık sarı-sıcaktır.

          İnsan genlerinin en alt yüzeyinde vardır karanlığın ve ışığın izleri. Günümüzde varlığını duyumsatır ve uzaya açılıp yeni galaksilere varıldığında da titreşimlerini algılatacaktır. Karanlık endişe ve iyi ayarlanmış ışık her zaman erinç vererek.

          "Karanlık ve iyi ayarlanmış ışık" fotoğraf için varolma sorunu olsa gerek. Karanlıkların içinde tartılıp biçilmiş, tadında bırakılmış ışık ne kadar da güçlü görüntüler yaratır. Anlık saptamayı aşar, duyguların ve anlamların titreşimine ulaşır. Belki o titreşim de ışığın salınımı içinde bir başka boyuttur.

Kutsal kitaplardaki gibi "ol" demekle olmaz ki güçlü görüntüler. Kullanılan malzemenin inceliklerine girilmiş, beyin-göz-el bağıntısı ile tam denetime alınmış olmalıdır. Ancak bundan sonra düşünceler biçimlere dönüşmeye, bakılandan yansıyan ışık gözde uygun titreşimler yaratmaya, beyne aktarılan elektrik yükleri depolanmış bilgi ve anıların bağlantılarını kurup coşkuya dönüştürmeye başlar.

Uzun sözün kısası, sizlere Derya Avcuoğlu ERYÜREK'in çalışmalarını sunmak istedim. Kız tarafı olarak eşine de selamlarımı ileterek.. Uyguladığı yöntem "ışıkla boyama" veya "ışıkla yıkama". Fotoğraflarındaki gücü yakalayacağınızı biliyorum. Aradan çekiliyor ve sözü kendisine bırakıyorum.

"1978 doğumluyum. İlkokulu Sivas'ta bitirdim. Ortaokul ve Liseyi Üsküdar Burhan Felek Lisesinde. Fotoğrafa ortaokulda amatör makinem ile Üsküdar fotoğrafları çekerek başladım. O dönemde okul içindeki ve Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği yarışmalara katıldım. Öğretmenlerimin üniversitede resim eğitimine yönelmemi istemelerine karşın fotoğraf okumaya karar verdim. Etkilendiğim fotoğrafçılar yoktu tamamen içgüdüsel bir karardı. Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Programı'nı kazandım. İki yılda fotoğrafa ilişkin çok şey öğrendim. Fotoğraf eğitiminin yaşamımın en doğru kararlarından biri olduğuna inanıyorum.

İlk kişisel sergimi Öğretmenlerimin özellikle sayın Ufuk Duygun'un desteğiyle açtım. Sergim, bitirme projem olan "Nü" çalışmalarından oluşuyordu. Hepsi okulumuzun stüdyosunda çekilmiş fotoğraflardı. Modelim ise sınıf arkadaşımdı zaten. Nü'yü neden çalıştığımı iç dünyamda pek de çözemedim. Fotoğraflarımda insanlara somut bir şeyler anlatmak istemedim. İlk sergimde birkaç adet ışıkla boyama çalışmam vardı. İzleyiciler beğenince bu konu üzerinde daha çok durmaya karar verdim. Işıkla boyamanın romantik etki yarattığını düşünüyorum. Beni en çok etkileyen tarafı ise aydınlatmadaki özgürlüğün anlamları daha iyi yansıttığını düşünmemdir.

Pozlama konusunda ilk zamanlar çok zorluk çektim. Bir filimden en fazla 2-3 iyi fotoğraf çıkıyordu. Sonraları el alışkanlığı ve iç güdülerimle iyi sonuçlar almaya başladım ve bu fotoğrafları ikinci sergimle sundum. Okulumdan mezun olduğum, stüdyom da bulunmadığı için çekimleri evimde yaptım.

Modellerime gelince, genelde arkadaşlarım hepsi. Bu konuda hiç zorlanmadım. İstediğimden çok model adayım oldu. Hepsi modelliği bir beklentileri olmadan istekleriyle yapıyorlar ve belki de bu yüzden bu kadar içten fotoğraflar çıktı ortaya. Kadın olmanın da avantaj olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar iki erkek modelim oldu ve onlarla da keyifli çalıştım. Sanırım işimi ne kadar sevdiğimi ve ciddiyetle yaptığımı gösterince kolaylaşıyor. İlk ve en çok çalıştığım sınıf arkadaşım Gülay. Çok şanslıydım Gülay gibi cesur modelim olduğu için. Arkadaşlığımız nedeniyle çok rahat çalıştık. Özellikle ülkemizde bedenle beraber yüzün de çerçevede olmasının örnekleri azdır, ama ben fotoğraflarımda sıkça yapabildim. Modelim yüreklice gözlerinizin içine bakıyor ve bedenin ötesinde estetik yüklü duyguları çağrıştırıyor. Erkek modellerim bu cesareti gösteremediler.

Okul bittikten sonra sudan çıkmış balığa döndüm. Ne istediğim gibi bir iş buldum ne de yaptığım işlerin karşılığını alabildim. Başkalarının istediği fotoğrafları çekmek beni biraz şaşırttı ve sıktı. Sevdiğim ve başarıyla yaptığım işten para kazanamamak tuhaftı. Asistanlık, editörlük, teknik sorumluluk gibi işleri denedikten sonra benim yapmam gereken çalışmanın "akademik kariyer" olduğuna karar verdim ve Dikey Geçiş Sınavı ile Yeditepe Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema'yı kazandım. Şimdi fotoğrafa ihanet ediyormuş gibi bir duygu da yaşamıyor değilim.. Şu anda İngilizce hazırlık okuyorum. Yenilikleri daha kolay takip etmek için yabancı dil şart. Her ne kadar henüz sayısal fotoğrafla tanışmasam da.

          Belki biraz gelenekçiyim. Karanlık odanın kendine özgü bir büyüsü olduğunu düşünüyorum. Şu aralar uzun yıllara yayılacak bir fotoğraf projesine başladım. Genç çiftlerle çalışıyorum ama bu sefer nü değil. Umut ediyorum ki bana çıplak poz verecek bir çift de bulacağım. Bu projenin dışında nü ile ilgili birkaç projem daha var ve gerçekleştirmeye çalışıyorum".

 
Fotograf : Derya AVCUOĞLU
 
Fotograf : Derya AVCUOĞLU
 
Fotograf : Derya AVCUOĞLU
 
Fotograf : Derya AVCUOĞLU
 
Fotograf : Derya AVCUOĞLU

Sevgilerimle

Prof. Mehmet BAYHAN

 

.